Aydemir, ekonomik eşitsizliklerden temsil krizine, dış politikadaki çifte standartlardan uluslararası güvenlik mimarisindeki değişime kadar birçok unsurun aynı süreç içerisinde etkili olduğunu değerlendirdi.
EKONOMİK KIRILMALAR GÜVENİ ZEDELEDİ
Aydemir, küresel ölçekte uzun yıllardır uygulanan ekonomik modelin geniş toplum kesimlerine vaat edilen refahı sürdürülebilir şekilde sağlayamadığını ifade etti. Gelir ve servet dağılımındaki bozulmanın derinleştiğini kaydeden Aydemir, teknolojik dönüşümün özellikle orta sınıflar üzerindeki baskıyı artırdığını, genç kuşakların ise önceki nesillere göre geleceğe daha kaygılı baktığını dile getirdi.
Bu gelişmelerin demokratik sistemlerin adalet üretme kapasitesine yönelik güveni önemli ölçüde sarstığını belirten Aydemir, insanların seçimlerin yaşamlarını değiştirmediği kanaatine yönelmesiyle birlikte demokrasinin yalnızca seçim süreçlerinden ibaret bir mekanizma olarak algılanmaya başladığını ifade etti.
TEMSİL KRİZİ DERİNLEŞİYOR
Siyasetin toplumun değişen beklentilerini karşılamakta zorlandığını dile getiren Aydemir, seçmen ile temsil kurumları arasındaki mesafenin giderek açıldığını söyledi. Siyasetin dar bir profesyonel alan içerisinde şekillenmesinin toplumun geniş kesimlerinde dışlanmışlık hissini artırdığını belirten Aydemir, bunun da siyasal kurumlara duyulan güveni zayıflattığını ifade etti.
Avrupa'da yaşanan tartışmaların da benzer tabloyu ortaya koyduğunu kaydeden Aydemir, birçok ülkede vatandaşların siyaset kurumunun temel sorunlara çözüm üretme kapasitesini sorguladığını, siyasi tercihlerin keskin biçimde kutuplaşmasının da bu temsil krizinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını değerlendirdi.
Aydemir'e göre Avrupa Birliği bürokrasisi ile üye ülkelerin toplumsal gerçeklikleri arasındaki mesafenin büyümesi, Birliğin siyasi işleyişine yönelik eleştirileri daha görünür hale getiriyor.
DIŞ POLİTİKADAKİ ÇELİŞKİLER GÜVENİ AŞINDIRDI
Aydemir, Batılı ülkelerin uzun yıllar boyunca dile getirdiği demokrasi söyleminin, yaşanan savaşlar ve uluslararası müdahaleler sonrasında ciddi biçimde sorgulanmaya başlandığını ifade etti. Demokrasi götürme iddiasıyla gerçekleştirilen müdahalelerin sahadaki sonuçlarının söylemlerle örtüşmediğini belirten Aydemir, enerji güvenliği, bölgesel dengeler ve jeopolitik hesapların çoğu zaman belirleyici olduğunu dile getirdi.
Afganistan'dan Irak'a, Bosna'dan Gazze'ye ve İran'a kadar uzanan süreçlerin, demokrasi söylemi ile uygulamalar arasındaki farklılığın daha görünür hale gelmesine neden olduğunu ifade eden Aydemir, bunun özellikle Batı dışındaki toplumlarda demokrasi söylemine yönelik güveni önemli ölçüde azalttığını söyledi.
Aydemir ayrıca insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ilkelerin iç politikada temel referans olarak sunulurken dış politikada seçici biçimde uygulanmasının, Batılı toplumlarda da devlet kurumları ile siyasal elitlere yönelik güveni olumsuz etkilediğini değerlendirdi.
EPSTEIN DOSYASI VE YENİ GÜVENLİK DÜZENİ
Jeffrey Epstein dosyalarının yalnızca bireysel bir suç dosyası olmadığını ifade eden Aydemir, bu sürecin siyaset, medya, akademi ve finans çevreleri arasındaki ilişkilerin kamuoyunda daha fazla sorgulanmasına neden olduğunu söyledi. Hukukun herkes için aynı şekilde işlemediği yönündeki kanaatin güç kazandığını belirten Aydemir, bu durumun dış politikadaki çifte standart eleştirileriyle birleşerek demokratik kurumlara yönelik güven krizini daha da derinleştirdiğini kaydetti.
Uluslararası sistemde yaşanan gelişmelerin ülkeleri kendi imkânlarına daha fazla yönelttiğini belirten Aydemir, savunma sanayi, kritik teknolojiler, enerji arz güvenliği ve gıda güvenliği alanlarında milli kapasitenin güçlendirilmesine yönelik arayışların hız kazandığını ifade etti.
Aydemir, ülkelerin artık güvenlik, ekonomi ve teknoloji alanlarında farklı ortaklıklar geliştirdiğini, ittifakların ise daha esnek ve çıkar odaklı bir yapıya dönüştüğünü belirterek, uluslararası sistemin daha parçalı ve pazarlığa açık yeni bir döneme girdiğini değerlendirdi.
Demokrasinin yeniden güçlü bir toplumsal güven zemini kazanabilmesi için değerler ile uygulamalar arasındaki farkın giderilmesi gerektiğini ifade eden Aydemir, aksi halde demokratik kurumlara yönelik güven bunalımının devam edeceğini sözlerine ekledi.